CİNSEL İSTİSMARI TANIMAK

14 ŞUBAT 2019

Cinsel İstismar
Bir çocuğun anne tarafından reddedilmesi ve duygusal bakımdan ihmal edilmesi çoğunlukla cinsel istismar biçimleriyle birlikte var olur. Cinsel istismarın aile içerisindeki bağlanma travmasının sonucu olması tesadüf değildir.
Cinsel istismar çeşitli kılıklarda karşımıza çıkar: Çıplak çocuğu gözlemek; çocuğu yetişkinlerle beraber pornografik resimler ya da filmler izlemeye zorlamak; üreme organlarını çocuğa göstermek; dille öpüşmek; cinsel organlara dokunmak; çocuğun önünde mastürbasyon yapmak ya da çocuğu mastürbasyon yapmaya zorlamak; çocuğun bedeninin oral, anal ya da vajinal yollarla birlikteliğe zorlanması. Cinsel istismar, kısmen, çocuğun fiziksel yakınlık ve şefkat ihtiyacını kullanarak onu baştan çıkartmaya ve ikna etmeye, eğer çocuk failin taleplerini yerine getirmeyi reddetmeye çalışırsa kısmen de tehdit ve şiddete dayanır.  Cinsel istismar genellikle “dürtülerini” kontrol edemeyen failin tek seferlik bir eylemi ya da “hatası” değil, bilinçli olarak planlanmış ve kasten uygulanmış bir durumdur; kimi zaman yıllarca, fail çocuğa ilgisini kaybedene kadar devam eder. Bunun mümkün olabilmesi için failin çocuğun yanında yaşaması gerekir. Dolayısıyla tamamen yabancı birinden ziyade, akraba olmaları ihtimali daha yüksektir.
Cinsel istismar, normalde bilinenden ve muhtemel bu alanda çalışan profesyonellerin düşündüğünden bile daha sık gerçekleşir. Yakın zamanda oğlan çocuklarının cinsel istismarı üzerine bir araştırma yapan Andreas Kloiber, her 4 kız çocuğundan ve her 10 erkek çocuğundan birinin hayatlarının bir döneminde bir yetişkinin cinsel sarkıntılığının kurbanı olmasını mümkün görüyor (Kloiber, 2002). Almanya’da kadınlara yönelik şiddet hakkındaki güncel bir araştırmanın sonucunda yazarlar şu çıkarımlarda bulunuyor: “Görüşülen kadınların %13’ü, yani neredeyse her 7 kadından 1’i, 16 yaşından beri yasal açıdan zoraki cinsel eylem olarak sınıflandırılabilecek cinsel şiddet formlarıyla karşılaştıklarını ifade ettiler. Görüşülen kadınların %40’ı 16 yaşından itibaren fiziksel ya da cinsel şiddetle karşı karşıya kalmıştı.”(Müller,Schröttle, Glammeier ve Oppenheimer,2004)
Çok-nesilli psikotravmatoloji kavramı çerçevesinde ben aile içerisindeki cinsel istismar için şu tanımı öneriyorum: Cinsel istismar, bir çocuğun, travmatize olmuş ailevi bağ kurma sistemi içerisine travmatik bir biçimde dâhil olmasının neticesidir. Bu tanım, hem cinsel istismarın travmatize edici yönünü hem de istismara yol açan ve istismarın yol açtığı karmaşık bağlar yönünü vurgular.
Cinsel İstismara Uğramış Çocuklar Açısından Sonuçlar
Cinsel istismarın elbette çocuk açısından çok ciddi duygusal sonuçları vardır. Bu, İstismarın çekirdek ya da geniş aile içerisinden gerçekleştiği hallerde özellikle geçerlidir. Gotfried Fischer ve Peter Reidesser, cinsel istismarın sonuçlarını dört başlık altında kategorize eder (Fischer ve Reidesser,1999):

  • Çocuğun kendi cinselliğiyle ilgili travmatizasyonu şunlara yol açabilir: Cinsellik ve ahlak hakkında hatalı fikirler, cinsellikten tiksinme, utanmazlık ve sınır tanımazlık, zorlanımlı cinsel davranışlar, rastgele cinsel ilişki, fuhuş ve bütün ilişkilerin cinselleştirilmesi;
  • Çocuğun damgalanması ve suçlanması, suçluluk ve utanç duygularına, öz saygının zarar görmesine, deli olma duygusuna, başkalarından yabancılaşma duygusuna, kendi kendini tecrit etmeye, kendine zarar verme davranışlarına, suça yatkınlığa ve uyuşturucu madde kullanımına yol açar;
  • Güçsüz olma deneyimi şunlara yol açabilir; Benliğin ayrılması, bilinçten kopuk hafıza kaybı, kâbuslar, fobiler, yeme ve uyku bozuklukları, okul sorunları, okuldan kaçma, saldırgan davranışlar ve duygusal çatışmaların fiziksel hastalıklarla dışa vurulması;
  • Çocuğun güvenine ihanet edilmesi şunlara yol açar: Depresyon, aşırı bağımlılık, öfke, kin, başkalarını değerlendirmede yetersizlik, sağlam ve sağlıklı bir aile sahibi olma yönündeki tatmin edilmemiş istek nedeniyle erken evlilik.

Bir yakın akraba tarafından cinsel istismar, en kötü travma deneyimlerinden birini temsil eder ve çocuğun bütün hayatına yayılan kapsamlı sonuçları vardır. Çocuk yaşamının ne kadar erken döneminde cinsel istismara uğramış ve cinsel temas ne derece yoğun, şiddet ne kadar aşırı olmuşsa, akraba ne kadar yakınsa ve faille çocuk arasındaki bağ ne kadar güçlüyse sonuçlar çocuk açısından o kadar üstü örtülü ve ciddi olur. (Kız ve oğlan) çocuklara, neredeyse başka hiçbir olay, cinsel istismar ve cinsel şiddetten daha fazla zarar veremez.
Cinsel İstismarın Faili
Çocuk ve ergen istismarcıları, neredeyse daima yetişkin erkekler ve erkek ergenlerdir. Oğlan çocuklarına yönelik istismar genellikle erkekler tarafından gerçekleştirilir. Erkek failler genelde çocuğun yakın çevresindendir: Babalar, üvey babalar, ağabeyler, Amca/dayılar, büyük babalar ve aileye erişişimi olan komşular, öğretmenler, din adamları, eğitimciler gibi.  Çocuğa yaklaşmak için özenle hazırlanmış stratejiler geliştirirler, kız ya da oğlan çocuğunun, istismarı başkalarına açıklamasını engelleyecek şekilde “aklını çelerek” uzun vadeli bir boyun eğişi garantiye alır ve böylece çocuğun kendini kötü, değersiz ve suçlu hissetmesini sağlamakta başarılı olurlar.
Anita Heiliger, 29 davayı analiz etti ve çeşitli fail stratejilerine dair aşağıdaki örnekleri buldu:

  • Faillerin kurbanlarına yaklaşırken kullandığı stratejiler: İstismar başlangıçta çoğunlukla oyunların içine dahil edilir. Cinsel içerikli oyunlar çocuğa tamamen normalmiş gibi sunulur. Çocuğun algısı bozulup saptırılır ve hakiki duygularının dışına çıkmaya ikna edilir. Fail bir öğretmen rolüne bürünür ve çocuğun itaatkarlığından faydalanır.
  • Çocuğa erişimi garanti altına almak için stratejiler: Çocuğun cinsel eylemlere direnci yavaş yavaş kaybolur. Fail, cinsel tatmin ihtiyaçları nedeniyle çocukta anlayış ve acıma uyandırır. Bunu yalvararak ve başka ikna edici araçlar kullanarak başarır ve böylece çocukta suçluluk duygusu uyandırır. Çocuğu gözdesi ilan edip ona öyle davranarak onun kendini önemli hissetmesini sağlar. Para ve hediyeler verir. Onu kardeşlerine tercih eder ve aynı zamanda cinsel ihtiyaçlarını çocuk aracılığıyla gidermesinin kendisi için ne kadar normal olduğu izlenimini giderek daha fazla verir. Yumuşak ikna yöntemleri baştan çıkarma ve rüşvet işe yaramadığında, otoritesini ve gücünü göstermek için daha sert araçlara başvurur. Kendini dışarıya karşı bir ahlak ve namus abidesi görüntüsünün ardına saklar, dürüstlük ve sorumluluk örneği olarak sunar. Çocuğa gizlilik yemini ettirir ve onu giderek daha fazla tecrit eder. Aralarına güvensizlik yaratacak şekilde nifak sokarak anne çocuk arasındaki her türlü ilişkiyi yok etmeye çalışır.

Suç ortakları ve Seyirci Kalanlar
Çocuklar, davranışlarıyla istismara işaret ederler. Geceleri yatağa girmeleri gerekirse ağlarlar; karınları ağrır; cinsel terimler kullanırlar; ya yemek yemeyi reddederler ya da yemekle kendilerini tıka basa doldururlar; temizlikle ve odalarıyla ilgilenmezler(bu durumların üst sınırda olması kastediliyor, her dağınık oda ya da yemek yememe cinsel istismar işareti değildir). Eğer anneler bu uyarı sinyallerine kulak vermek yerine çocuğa itaatsiz ya da aklen dengesiz muamelesi yaparlarsa, çocuk yalnız annesine değil kendi algı ve deneyimine güvenin de kaybeder. Deneyim ve algılarını annesininkine uyum sağlayacak şekilde değiştirir. Bunun sonucu olarak giderek artan bir içsel duygu ve düşünce kaosuna gömülür.
Anneler, şu durumlarda çocuklarının istismarını tolere etmeye (fark etmeme, inkar etme, engelleme ya da son verme çabasına girmeme) bilhassa eğilimlidir:

  • Kendi anneleriyle olan ilişkilerinde bir bağlanma travmasından mustarip olmuşlarsa;
  • Cinsel istismara maruz kalmış, bu deneyimi benliklerinden ayırmış dolayısıyla da kendi çocuklarının duygularına duyarsız hale gelmişlerse;
  • Kendi aile kökenlerindeki istismar dinamiğinin dolaşıklığına gömülmüşlerse ve kendi anneleri ya da kız kardeşlerinden biri cinsel istismara uğramışsa;
  • Anneleri onlara kendi travma duygularını devretmiş, böylece duygusal açıdan hissiz olmalarına yol açmışsa;
  • Genel olarak cinselliğe ya da özel olarak partnerlerine karşı, kendi istismar deneyiminden kaynaklanıyor olabilecek bir reddetme tutumu içindelerse;
  • İstismarın ortaya çıkmasının sonuçlarından korkuyorlarsa, örneğin maddi güvenceyi kaybedecekleri için boşanmaktan ya da kocaları hapse girerse topluma karşı mahcup olmaktan korkuyorlarsa istismarı tolere edebilir veya göremeyebilirler.
  • Kaynak; Ruppert,Franz (2011). Travma,Bağlanma ve Aile Konstelasyonları. Çev:F. Zengin.İstanbul:Kaknüs Yayınları

Etiket: cinsel istismar, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, çocuk psikolojisi, ergen psikolojisi, aile tutumları, ebeveyn ihmali, duygusal ihmal,